top of page
Türk Edebiyatı Dergisi 636. Sayı

Sevgili Türk Edebiyatı okurları,

İnsanlığın tarihi, bir yönüyle de bitmek bilmeyen bir göçün, yurtsuzluğun ve yeniden kök salma arayışının tarihidir. Yeni sayımızda; geçtiğimiz ay ilk bölümünü yayımladığımız, toplumsal hafızamızda derin izler bırakan göç dosyamızın ikinci bölümüyle karşınızdayız. İnsanı yurdundan eden acıları, kaybedilen vatanın sızısını ve yaban ellerde kurulan yeni hayatın fikrî, sosyolojik ve psikolojik boyutlarını edebî bir titizlikle irdelemeye devam ediyoruz.

Dosyamızın açılış yazısında İbrahim Biricik, Buruk Acı ile Çiçekler Büyür romanları ekseninde Bulgar zulmünü tahlil ederken; komünist rejimin baskısıyla öz benliğini yitiren “mankurtlaşmış” tipleri ve göçün kaçınılmaz bir hürriyet sığınağı oluşunu gözler önüne seriyor. M. Cem Öz, Yaşar Kemal’in Bir Ada Hikâyesi dörtlemesinde göçü Karınca Adası’nda farklı kültürlerden gelen insanların dayanışmasıyla inşa edilen yeni bir “memleket” ve ekonomik düzen olarak irdeliyor. Fethi Demir, yeryüzü göçmenliği çağında edebiyatın kozmopolit yüzüne odaklanarak, sınırların silikleştiği bu dönemde “küresel roman”ın avangart bir tür olarak nasıl filizlendiğini inceliyor. Mehmet Ali Çelikel, sömürgecilik sonrası İngiliz romanında göçmen kimliğini ele alıyor ve iki kültür arasında sıkışmış insanların aidiyet arayışlarını, melezleşen yeni kimlik biçimlerini ilmî bir titizlikle tahlil ediyor. Muharrem Yellice, Lebibe Nihal Yazar’ın Başka Hayatlar romanından hareketle, 93 Harbi’nden Atatürk’ün ölümüne kadar uzanan çileli göç yolculuğunu ve yollara düşen insanların derin yaralarını aktarıyor. Gülçin Balat; masallar, türküler ve göç eden hikâyeler aracılığıyla göçmenlerin hafızasını, kimliğini ve kuşaklar arası bağını nasıl muhafaza ettiğini dile getiriyor. Dosyamızın son yazısında Shurubu Kayhan, göçebe hayatın kalbi olan Kırgız Türklerinin göç çadırlarını, yani “boz üy”ü yapısal ve sembolik özellikleriyle tanıtarak bu geleneksel mimarinin taşıdığı kültürel manayı okurlarımızın dikkatine sunuyor.

Dosyadan bağımsız yazılarımızda ise A. Yağmur Tunalı, yine bir vefa örneği göstererek ömrünü Türk kültürüne vakfetmiş merhum Metin Eriş’in abidevi şahsiyetini ve yaptığı büyük hizmetleri hürmetle yâd ediyor. Esra Eren, hikâyesinde, yazının kâğıttan, taştan ve ekrandan silinip gittiği, insanoğlunun yazma yetisini kaybederek sadece suya yazı yazabildiği bir kıyamet senaryosunu felsefi bir derinlikle kaleme alıyor. Salim Nizam ise karlı dağ yollarında mahsur kalan bir adamın; babasının geçmişteki ihanetleriyle ve iç hesaplaşmalarıyla yüzleştiği bir geceyi aktarıyor. Tekin Şener, denemesinde, saatlerin tik takları arasında yitip giden ömrümüzü, kitapların ve hatıraların zamanı efsunlayan büyülü dünyasıyla harmanlayarak anlatıyor. Ayşe Göktürk Tunceroğlu, küçürek hikâyesinde, serçeleri korkutmak isterken istemeden bir cana kıymanın getirdiği vicdan azabını ve tabiatın insana küsüşünü dile getiriyor. Mustafa Tatcı ise asırlarca başka bir isimle anılarak edebiyat tarihinde yanlış tanınan Bayramî azizlerinden Ulalı Hüsâm Efendi’nin kerametlerle dolu o gizemli hayatını, dört yüz yıl sonra gün yüzüne çıkan mecmualar ışığında yeniden yazıyor.

Lütfü Şahsuvaroğlu, Mustafa Ruhi Şirin, Kâmil Uğurlu, Azize Üzel, Tarık Özcan, Mustafa Erkenekli, Yasin Mortaş, Yusuf Erol Gökduman, Hakan İlhan ve Yaşar Bayar ise bu sayımıza katkı sunan şairlerimiz

Bu ay da Kitaplık ve Ajanda bölümlerimiz dopdolu. Herkese iyi okumalar dileriz…

Türk Edebiyatı Dergisi 636. Sayı

₺250,00 Normal Fiyat
₺200,00İndirimli Fiyat
Adet
bottom of page