.jpeg)
“Dîvânu Lugâti't-Türk” Sergisi Kalıcı Ziyarete Açıldı: Kaşgarlı Mahmud’un Mirası Isık-Göl’de Yaşayacak
30 Eylül 2026 tarihinde, Kırgız Cumhuriyeti’nin Isık-Göl bölgesinde yer alan Kurmancan Datka Göçebe Uygarlığı Merkezi’nde “Dîvânu Lugâti't-Türk”e adanan serginin daimi teşhirinin açılış töreni gerçekleştirildi.
İlk olarak 2024 yılında Bişkek’te, ardından 2025–2026 yıllarında Astana ve Türkistan’da sergilenen sergi, bundan böyle Isık-Göl’de daimi olarak faaliyet gösterecek. Proje, Kırgız Cumhuriyeti Başbakanı Eşi Sayın Aygül Caparova’nın himaye ve talimatlarıyla hayata geçirildi.
Proje; Türk Kültür ve Miras Vakfı tarafından, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Türk Dünyası Vakfı ortaklığında gerçekleştirildi.
Açılış töreninde Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aktoty Raimkulova bir konuşma yaptı. Vakıf Başkanı, 2024 yılında Bişkek’te başlayan sergi yolculuğunun Isık-Göl’de kalıcı bir teşhire dönüşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Dîvânu Lugâti't-Türk”ü Türk halklarının kültürel ve dilsel dünyasına açılan mühim bir pencere olarak nitelendiren Raimkulova, serginin ortak mirasın gelecek nesillere aktarılmasındaki önemini vurguladı.
Törende konuşma yapan diğer isimler arasında Türkiye Cumhuriyeti Bişkek Büyükelçisi Mustafa Kemal Ökem, TİKA Başkanı Abdullah Eren, Türk Dünyası Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili Osman Özsoy ve Kırgız Cumhuriyeti Kültür, Enformasyon, Spor ve Gençlik Politikası Bakan Birinci Yardımcısı Soyuzbek Nadyrbekov yer aldı. Konuşmacılar, Kaşgarlı Mahmud’un Isık-Göl ve Barskan bölgesiyle olan tarihi bağını, eserinin Türk dünyasının ortak hafızasındaki yerini ve serginin bölgedeki Türk kültürel mirasının tanıtılması ile korunmasına sağladığı katkıyı belirttiler.
Açılış törenine ayrıca Kırgızistan’da akredite diplomatik misyon temsilcileri, devlet ve kültür kurumlarının yetkilileri, akademisyenler ile yerli ve yabancı konuklar katıldı.
“Dîvânu Lugâti't-Türk” daimi sergisinin Isık-Göl’de açılması, Kaşgarlı Mahmud’un mirasının gelecek nesillere aktarılması ve Türk dünyasının ortak kültürel hafızasının korunması açısından büyük bir önem taşıdı.
Katılımcılar, serginin tarih ile günümüz arasında canlı bir diyalog alanı haline geleceğine ve ziyaretçilere Türk dünyasının zenginliği ile özgünlüğünü sunacağına olan inançlarını ifade ettiler.














