Özbek Şair Rahmat Babacan'ın Şiirleri

Rahmat Babacan, 1998 yılında Harezm şehrinin Şavat ilçesinde doğdu.


* * *

Sakin gözlerinde raksediyor Aşk,

Ah

ve feryadımda,

adı var her an.

Her bir noktasında aksediyor Aşk,

Bir sedayım vardır

Allah’a ayan.


Ruh parçalarını topladım kaç kez,

Huzuruna gönül getirdim nalan.

Elemi kalp yakan,

hasreti katil,

bir cezayım vardır

Allah’a ayan.


Kendimi var edersem bakışlarında,

Gelir diye bildiğim gider hangi yan?

Basir de göremez göğüsümün içinde

Bir azayım vardır

Allah’a ayan.


Ben değildim kendine kefen biçmeyen,

Üzerine toprak çekmeyen isyan.

Ben ondan vazgeçen, benden geçmeyen

Bir hatayım vardır

Allah’a ayan.


* * *

Ruh içre acılar sayıklıyorkan,

Vücudum buzlana varmakteyken, yar,

Ve suçsuz yüreğim hep titriyorken

Özleye ağlaya benden geçmen var.


Sana gelmekteyim

gönlümde umut,

Gece ve sabaha bakarak öyle düşündüm:

Ya aydın sözlerin muhteşem bir mut

ya siyah gözlerin ezabın yurdu.


Allah, dedim, hayır, ben Allah’sızım,

Göğsümde sertleşti bir ikrar serap:

Senin, benim, velhasıl, bizim

İzimizden gelir hala ıstırap...


Beyninde hatırım göz açmaktadır,

Taşıdığı canımı arayacak, yar.

Asi yüreğinde sönmeden kuşku

Özleye ağlaya bana dönmen var.


* * *

Ben sana mektuplar yazdım

her akşam,

sözler büyüsüne doldu etrafın.

İhtimal,

yüzüne basdın sakince,

belki, dudağına usulca basdın...

Şu anda ürperek birleşdi ruhlar,

hasretler beraber tutuştular kol.

Seni arap gittim

dünya ve dünya,

beni arap geldin

sen de yol ve yol...


Karşında kendini dökmektedir kim

harf ve harf, söz ve söz, mektup ve mektup?

Bilemem,

acımı, sevinçmi bize,

aşk hangi namesini görüyor makbul...

Akıl, vücudumda ürperti yandı,

hayala dönüştü tesadüf vuslat.

Şimdi her nefesde çağırırım,

canım,

gel bana, gel bana, perizat...

Dar odama doldu dilsiz kağıtlar,

ellerim kalemden uzak inledi.

Camıma kendini vurdu dünyanın

kanatlı, kanatsız güvercinleri...

Affet!

Yaza bilmem, dilimde söz yok,

göremedin kalpten ötelerini...

Hangi sema kabul edecek, söyle,

sensiz gözlerimin müjdelerini?


Kalemimi kırdım.

Hepsi de bitti,

bir sır anlatacam, köhne, sen dinle:

"Bakışımdan göçer bakışlarına

gönlümde gizlenen en güzel name..."


Ben sana mektuplar yazdım

her akşam...


* * *

Hasretinin hatırında kalsam bin sene

ruhum dargın,

gevşekdir tenim.

Söyle, senin ilgini çekmiyormu hiç

Lanetlenen yerde yalnız ikenim.


Bulutlar bezeyen şehrin gökyüzü

Yağmur istiyorken bulamaz anlam

Lanetler söylerim,

Unutma, canım,

Göz yaşımdan lezzet bulan kimseye...


Belki sigara içerim,

Şarap da bile,

şiirler yazıyorum, unutma diye.

Sen ise kendince gidiyorsan hep

Yanıma gelmeyi münasip görmeden...


Belki

Düş görüyorsun çaresizliğim gerçek

Yalan şimşeklari kanadım yakar

Gitme, gitsen eğer hayat olur öç

Kısmet de yüzünü çevirir benden


Kaygıda birleşen gecelerim kırık

Herkese benzedim, anla, geç kaldım.

Bugün yalnız kalan şehirin değil, hayır,

Boş gönüller içre hasrette kaldım...


Gülersen, ağlarsan...

Belki sonra sakin

Kendini yeniden kurursan tamam.

Ben ise pencerede sigara içerek,

Yağmur hakkındakı siiri söyliyorum...


Kirlenen gönlüme ağlarken bakarım,

Odamda dolaşır anlamsız sükunet.

Allah bırakmasın diri, dilerim,

Sen beni unudabileceğin gün...


SENDEN MEKTUP

Senden mektup geldi:

“İyi misiniz,

hala dinmedimi sizlerde rüzgar,

dışarıda yağmur yağıyormu hep?

Baharmı,

ya yazmı,

ya da sonbahar...

hangi mevsim

sizi sürüdi, bilmem,

hangi düşünceye oldunuz tutsak?

Bir baba dayanan oğul idiniz,

Bir anaya candan kıymetli uşak...

Gece uyuyamam,

yâdınız ile

yâdımı okşarım, hatır buzlanar.

Siz güzü arayıp gittikten sonra

bizi yoklayarak geldi sonbahar..."


Şu yerde üç nokta... Hepsi de ayan,

bin yıllık acıyı bitiren gibi

mektubunu öperim, yaprak resimli,

mektubunu koklarım, güzün nefesi...


Affet,

beyaz siyah gönlümü artık,

kötü iyi sözlar için de affet.

Affet,

benim le giden baharlar için,

sana gelen güzler için de affet.

Aşkının gözüde cilalansa gam,

sen güzden dolayı oluşmayan beyt,

ben nasıl seninle karışa bilirim,

söyle, senden nasıl ayrılayım ben?


Bilmek,

vazgeçmek de

beraber müşkül:

Omuzuma özlemin elleri batan.

Damla gözyaşına değermiyim ben,

Kendini arayıp, Kendin kaybeden...


Güze dönüşecem, inşaallah, bi gün,

hüzünlenme,

neyse, kaygısız ol, yar:

tekce sen var benim filizlenmemde,

kurumam da bile tekce kendin var...


SEN VE O HAKKINDA BENİM YAZDIĞIM ŞİİR


Mevsimler içinden giderim,

Göklerin peşinde yoruldu kalbim.

Nedamet yeşildir canımda,

O gitti.

Sen gittin.

Ben kaldım...


Nasıl yaşıyorsun sakince, anlat,

Göğsünde dert varsa ilaçsız.

Umutlar sarardı, baksana.

O bitti,

Sen bittin,

Ben diri.


Dolaşır iyesiz hazanlar,

Bahçeler ağlıyor ağaçsız.

Sonbahar izleri izimde.

O bahtlı,

Sen bahtlı,

Ben bahtsız...


PERİ


Adını vermiştim hangi güzüme,

Ben için bahara dönüşen peri.

Tükürince dünya yalnızlığına,

Istıraba razı olmuşam, peri.


Benim için solduran abatlarını,