 |
Türk Edebiyatı Dergisi |

|
| |
|
 |
Yeni Kitaplar |

|
MESNEVİ İbretlik Hikâyeler ve Öğütler Hz. Mevlâna’yı bugün insanlık daha yakından tanıyor. Sevenlerinin sayısı yıldan yıla artıyor. Nitekim Mevlâna hazretleri bir veli olarak bu kerametini önceden göstermiş ve Mesnevi’de şöyle demiştir:
Dünya var oldukça,
insanlar yaşadıkça,
Mesnevi’nin şiiri de yaşar durur,
okunur, zevk alınır.
Dünyada toprak kalmasa,
balçık da kuruyup tozsa,
Mesnevi’nin hakikât
denizi coşar, köpürür.
Köpüklerinden kıyılarında
yeni topraklar oluşur
Altı ciltlik koca bir Mesnevi’den seçtiğimiz bu ibretlik hikâyeler ve öğütleri okuyunca, sizler de dünyanın her yerinde insanların Hz. Mevlâna’yı gitgide niçin daha çok okuma ihtiyacı duyduğunu göreceksiniz.
Sayfa : 240
Yayın Yılı : 2009
Kağıdı : İthal
Ebat : 13,5 x 21,5
Kapak : Kuşe
ISBN : 978-975-6186-48-0
Fiyatı : 12,00 TL
|
|
|
| “İKİNCİ YENİ, TÜRK ŞİİRİNİ TERSYÜZ ETTİ!” |
| |
Hocam, İkinci Yeni, Türk şiirinde poetik ve pratik anlamda büyük bir kırılma noktası, bir kopuş olarak değerlendirilmekte. Bu şiir, nereden koptu, niçin büyük bir kırılma noktası?.. Önce buradan başlayalım isterseniz.
Evet, doğru bir tespit bu. İkinci Yeni, Türk şiirinde poetik ve pratik anlamda büyük bir kırılmadır. Açıkçası Türk edebiyatının poetik ve pratik zincirinden ilk büyük kopuş Tanzimat’sa -ki öyleydi- ikinci önemli kopuş da İkinci Yeni’ydi diyebiliriz. “İkinci Yeni, hangi zincirden, hangi poetik gelenekten ayrıldı?” diye sorulursa; buna kabaca Tanzimat sonrası oluşan Türk şiir çizgisinden cevabı verilebilir. İkinci Yeni’yi özünden kavramak ve poetik çizgideki yerini belirlemek için ilkin, özetle kendinden önceki -koptuğu- poetikanın/poetikaların ana ilkeleriyle de olsa hatırlanması gerek. Önce Divan şiirine bakmalı tabii ki. Ama ilkin şunu söylemeliyim; poetikayı oluşturan üç temel öge var bence: Tanrı, insan ve tabiat. Şairin bu üç ögeye bakışı, onları tek tek ve birbiriyle ilişkileri bağlamında kavrayış tarzıdır poetikayı belirleyen. Bu temel ögelere bakış ya da kavrayış tarzı, beraberinde şairin ‘gerçek’, bilgi, dil, anlam anlayışını da belirliyor. O hâlde sormalı: Divan şairi tabiat karşısında nasıl bir tavır takınıyor? Bu, doğrudan doğruya Tanrı’ya ve insana ilişkin bir soru aynı zamanda. Genel anlamda tabiat, Divan şairi için Tanrı’yı yansıtan imge hazinesi; dolayısıyla asıl gerçek Tanrı’dır, tabiat değil bu şiirde. Kısacası, Divan şairi beş duyuyla algılanan gerçeğin peşinde değil, onu gölge kabul ediyor. Ama Tanrı’yı ifade edebilmek için tabiattan başka bir malzemesi de yok. Onun için tabiattan aldıklarıyla yetinmek zorunda; bu yüzdendir kimi şairlerin ‘tabiatla sınırlı dil’i yetersiz görmeleri. Çünkü tabiat, Tanrı’nın yüce ‘anlam’ını ifadede yeterli değil, tabiatın dili de sonuçta yeterli olamıyor son kertede. Mevlâna bu nedenle;
|
| Konuşan: Bahtiyar Aslan |
|
|
|
|