 |
Türk Edebiyatı Dergisi |

|
| |
|
 |
Yeni Kitaplar |

|
MESNEVİ İbretlik Hikâyeler ve Öğütler Hz. Mevlâna’yı bugün insanlık daha yakından tanıyor. Sevenlerinin sayısı yıldan yıla artıyor. Nitekim Mevlâna hazretleri bir veli olarak bu kerametini önceden göstermiş ve Mesnevi’de şöyle demiştir:
Dünya var oldukça,
insanlar yaşadıkça,
Mesnevi’nin şiiri de yaşar durur,
okunur, zevk alınır.
Dünyada toprak kalmasa,
balçık da kuruyup tozsa,
Mesnevi’nin hakikât
denizi coşar, köpürür.
Köpüklerinden kıyılarında
yeni topraklar oluşur
Altı ciltlik koca bir Mesnevi’den seçtiğimiz bu ibretlik hikâyeler ve öğütleri okuyunca, sizler de dünyanın her yerinde insanların Hz. Mevlâna’yı gitgide niçin daha çok okuma ihtiyacı duyduğunu göreceksiniz.
Sayfa : 240
Yayın Yılı : 2009
Kağıdı : İthal
Ebat : 13,5 x 21,5
Kapak : Kuşe
ISBN : 978-975-6186-48-0
Fiyatı : 12,00 TL
|
|
|
| SÜLEYMANİYE’DE BAYRAM SABAHI’NDA KÜLTÜREL HAFIZA |
| |
Neden saray değil de mabet?
Baudelaire, sarayda insanın içtenliğini yaşayacağı bir köşenin bulunmadığını söylüyor. Hiç şüphesiz Baudelaire’e bunu söyleten en önemli sebeplerden biri, saraylardaki protokol kaideleridir. Belki de asıl sebep bu protokol kaidelerini de içine alan ve her ayrıntıya sinmiş olan sarayın ruhudur. Çünkü saraylar dünyevî işler ve endişelerle dolu mekânlardır ve orada daha çok pratiğe yönelik bir anlayış hüküm sürmektedir. Bu elbette sarayın tabiatı gereği böyledir.
Baudelaire’in bu sözüne, anıt özelliğine sahip iki mimarî yapıyı, mabet ve sarayı birbirinden ayırmak için atıfta bulundum. Saray ve mabedi birbirinden ayıran fark, mimari özelliklerden çok insana yaşattığı psikolojide kendini ele verir. Mabedin -hangi dine ait olursa olsun- öne çıkan özelliği, insanın içtenliğini yaşamaya en elverişli mekân olmasıdır. Dolayısıyla bu bakımdan şiirsel imgeye saraya nazaran daha yakın ve elverişlidir. Çünkü içtenliğin yaşanamadığı yerde şiirden ve kurulan/görülen düşten söz etmek mümkün değildir. Baudelaire’in saray karşısındaki bu tavrında, modern insanın bürokrasi karşısındaki ürpertisinin büyük payı olsa bile bu böyledir. Sonuçta bu ürpermenin sebebi de içtenlikten uzak düşmedir. Mabetlerin özelliklerinin başında şüphesiz insanların Tanrı ile baş başa kaldıkları mekânlar olması gelir. Bu noktada Yahya Kemal’in bu şiirinde bir mabedi merkeze almasında “içtenliğin yaşanması”nın önemli olduğunu söyleyebiliriz. Keza İstanbul’un, şairin şiirleri ve hayatındaki yerinin de bu “içtenliğin yaşanması” ile ilgisi vardır.
|
| Bahtiyar Aslan |
|
|
|
|